Motosiklet ile İtalya Turu

 

[quote by=”Gezecegiz.Com Ekibi”] İlk kez yurtdışına çıkışınızı düşünün. Vizesinden konaklamasına, nereleri gezilir araştırmalarından, hava alanından otele nasıl geçeceğiniz sorusuna kadar ne kadar zorlandığınızı ve heyecanınızı düşünün.

Gezecegiz.Com ailesine yeni katılan Resat Dişbudak ,  ilk kez yurtdışına çıkışının hikayesini bu yazı dizisinde anlatıyor. Üstelik Reşat, kısıtlı ingilizcesi ile, kısıtlı bir bütçe ile gerçekleştirdiği bu baştan başa İtalya seyahatini,  pek çoğumuz için en zor yoldan yani ;Motosikleti ile yapıyor, Camping’lerde konaklıyor, motosikletini RO-RO gemisi ile gönderiyor.

Soluksuz okuyacağınız bu 5  bölümlük yazı dizisinde ,  pek çok tüyo’nun yanı sıra ,  Biraz cesaret ve istekle nelerin başarılabileceğini yeni bir gezgin’in kaleminden okuyacağız.

Reşat’a aramıza hoşgeldin diyor, okurlarımıza ilham vermesini diliyoruz.

 

[/quote]

 

Motosiklet ile İtalya Turu

Bölüm 1- Hazırlıklar ve “RO-RO’ya Vermek”

 

İşte Bu Yol

“RO-RO’YA VERMEK”

Merhaba,
Evet, tüm macera aslında bu kelime ile başladı. Neydi ve nasıl bir duyguydu benim için, çok kısa olarak bunu paylaşmak istiyorum sizinle.
Ro-ro ; araç taşıyan gemilere verilen bir isim belki sadece, ama benim için çok anlamlı bir kelime. Çünkü özgürlüğü içimizde hissettiğimiz ama bedenimize sığmadığı heyecanların en başında gelir “ro-ro’ya vermek”. Sanki zamanın durduğu bir an olacaktır o an. Motosiklet kullanmanın özgür duygularını en üst düzeyde yaşamaya başladığımız günlerde ağzımızdan düşmeyen kelimeydi “ro-ro’ya vermek”. Üzerinde geyik muhabbetini çok yaptığımız ; ”artık ne zaman veriyoruz, ya versek bize yeter, almazsak da olur, verelim ama o öyle gitsin, gelsin” dediğimiz anlarda, bir gün bunun gerçek olacağını hiç düşünmemiştim. Ne zaman Trieste Limanı’ndan motosikletimi aldım ve tedirgince yola çıktım ; işte o zaman anlamıştım ”evet hayal gerçek oldu.” Motosiklet ile İtalya..

O motosiklet, RORO gemisine verildi ve heyecan dolu İtalya gezisi başladı. Size bu yazımda aslında çok da hayal olmadığını anladığım, hayatımın en önemli macerasını yaşadığım anılarımı ve tecrübelerimi paylaşacağım.

Ben sadece Türkçe konuşabilen, İngilizce’yi (derdimi anlatacak kadar, derdim ne; “İngilizce bilmiyorum” kadar.) az derecede bilen biriyim. Nasıl olacak demeyin, bende kendime nasıl olacak diyordum ama oldu. Önce ağzımdan “ben gidiyorum” gibi son derece cesaretli duygularla kelimeler döküldü ; sonra içimden, ”artık yapacak bir şey yok Reşat, herhangi bir dil bilmesen de o yol yapılacak.” dedim.Günlerden bir gün canıma tak dediği bir esnada, bunu yapabileceğime inandım ve gitmeye karar verdim.

RORO'ya Motosikleti Teslim Ederken
RORO’ya Motosikleti Teslim Ederken

Motosiklet İle İtalya ”Hazırlıklar”

İlk hazırlığımız, vize alma süreciydi. Ayrıca şunu belirtmeliyim ki, daha önce hiç yurtdışına çıkmadım ve dolayısıyla vize almamıştım. Geçmiş dönemde (Yaklaşık 10 yıl önce, İngiltere konsolosluğundan bir red almıştım. Bu red başıma bir çorap örecek mi diye önce korktum ama düşündüğüm gibi olmadı) . Evet artık Schengen vizesi evraklarını toplamaya başlamıştım. Bununla ilgili gezeceğiz.com yazılarını okuyarak edindiğim bilgiye göre fazla evrak göz çıkarmaz kafası ile elimde ne var ne yoksa hazırladım ve İtalya Konsolosluğu’na başvurdum.

Evet, artık hiç bir evrakımız eksik değildi, heyecan başlıyordu.
Kadıköy’de bulunan İdata ofisine evraklarımı verdim. Tüm işlemlerinizi takip ettikleri için bir hizmet bedeli alınıyor ama buna değiyor. Önemli olan nokta şu ki, benim yaptığım gibi, gitme planı yaptığınız tarihe bir hafta kala başvuruda bulunmayın, zira vize alma süreci 15 gün sürebiliyor .  Şanslıydım ; 27 haziranda motoru Ro-ro’ya vermeyi planlıyordum ki, İdata ofisi bana pasaportumu 26 haziranda verdi.
İdata ofisindeki çalışanlar İtalya’da veya gideceğiniz Schengen ülkesinde tamamen ne yapmak istediğinizi, nasıl gidip geleceğinizi ve nerede kalacağınızı belgelemenizi istiyor. Buna çok önem verilmeli çünkü ben neredeyse vizemi alamıyordum. Und ro-ro firmasından bir yazı talebinde bulundular ,ben de geminin ne zaman gideceğini ve ne zaman varacağını gösteren e-posta yazışmalarımı çıktı halinde paylaştım. Bütün tur boyunca camping alanlarında çadır konaklaması yapacaktım ama onlar nerede kalacağımı belgeli şekilde görmek istediler. Mutlaka yeşil sigortanızı yaptırmanızı istiyorlar. (vizeden sonra alacağımı belirttim ama kabul etmediler.) Ayrıca önemli bir bilgi paylaşmak gerekirse, direk İtalya vizesi alarak,  İtalya’dan giriş yaptığınızda kesinlikle uluslararası ehliyete ihtiyacınız yok. Ne vize kontrolü sırasında, ne de İtalya’da motosikleti aldığınız esnada, ‘ne olur ne olmaz biz alalım’ demeyin ve boşuna para harcamayın.
Öyle bir tarih ayarlandı ki, motosikletimden, bütün ihtiyacım olan şeylere kadar her şeyimi hazırladım.Ya vizemi 26 haziranda alıp 27 haziranda motosikleti ro-ro’ya verecektim, ya da vizeyi alamazsam aynı hazırlıklarla Fethiye yollarına düşecektim.

DSC_0359 DSC_0360Evde yaptığım hesap tabi ki çarşıya uymadı ?!

Neyse ki, herşey yolunda gitti ve vize alındı, hem de 6 aylık ..
Bu arada unutmadan yazmak isterim ki, Brindisi Limanın’dan Igomenitsa Limanı’na gemi ile geçtim. Geminin biletini daha önceden Grimaldi Lines firmasından (http://www.grimaldi-lines.com/en/ ) 83 Euro’ya aldım. Her şeyi tam ve eksiksiz istedikleri için bu evrakı da vize başvurusunda paylaştım.

Bu aşamalardan önce, tüm tur boyunca kalacağımız camping alanları google maps sayesinde tespit edildi. Navigasyon cihazımıza 40 $ vererek tüm Avrupa haritası yüklendi ( bence sadece İtalya ve Yunanistan yeterli olacakmış, tüm Avrupa gereksiz oldu. ). Navigasyon cihazına da kalacağım camping alanlarını önceden eklemek ve kaydetmek çok yararlı bir hareket oldu, mutlaka tavsiye ederim.
Size kısaca yanıma aldığım eşyalardan bahsetmek isterim.Hem tek başına bir tur olacağı, hem de tüm tur boyunca çadır konaklaması yaptığım için biraz kontrolsüz bir eşya alımı düzenlediğimi itiraf etmek isterim. Eğer böyle bir turu çadır konaklaması ile yapacaksanız ve yalnız olacaksınız yanınıza şu eşyaları almanızı öneririm.

”Gerekli eşyalar”

1. 3 mevsim bir çadır; mümkünse tüm eşyalarınızı çadıra alacak büyüklükte olmalı.
2. Mat (askeri mat bile olabilir tamamen rahatınıza bağlı)
3. Uyku tulumu ( minimum -20 derece konfor sıcaklığı olmalı, geceleri enteresan bir soğuk ile karşı karşıya kalabilirsiniz.)
4. Eğer var ise kamp ocağı ve mutfak seti (sabahları uyandığınızda sıcak bir şeyler hazırlaması çok keyifli olur.)
5. El ve kafa feneri (belli bir saatten sonra camping alanlarında ışıkları söndürüyorlar ve alana gece giderseniz çadır kurmak veya yerleşmek zor olabiliyor.)
6. Yanınızda mutlaka olması mecbur ama üzerinizde taşımamanız gereken çakı veya benzeri bir bıçak
7. Keyfe keder açılır bir sandalye  (keyfime çok düşkünüm.)
8. Navigasyon, hatta yedek navigasyon (öyle bir yerde navigasyonum bozuldu ki, bunu ilerde paylaşacağım,  kötü olabiliyor.)
9. Lastik tamir kiti (mutlaka yanınızda olmalı.)
10. Akü takviye kablosu (biraz pimpirikli olduğumdan dolayı yanıma aldım ama hiç ihtiyacım olmadı.Eğer yalnızken ihtiyacım olsaydı ona resmen sarılabilirdim). Ne kadar motosikletinizi  bakıma sokarsanız sokun, akü her an her yerde bozulabilir. Bir fotoğraf çekmek için durduğunuz dağın başında bile.
11. Küçük çaplı da olsa anahtar takımı ve kalın plastik kablo kelepçesi (öyle bir nimet ki, olmadık yerde hayatınızı kurtarabilir 🙂
12. Yer kaplamayacağını düşündüğüm çay kahve gibi ürünleri buradan aldım ve orada arama gereği duymadım. Eğer sigara içiyorsanız mutlaka Türkiye’den almalısınız çünkü orada anormal pahalı.
Bunun dışında yanınıza alacağınız tüm ekipman sizin yaşam tarzınızla doğru orantılı..

DSC_1242
liste

Kendimce yaptığım liste 🙂

Evet, artık ‘ben gidiyorum abi’ diyerek başladığımız yolculuğa gelelim.
Ro-ro firmasına hafta içi her gün istediğiniz saatte motosikletinizi götürebilirsiniz. Eğer Trieste Limanından motosikletinizi alacaksanız, tatile başlayacağınız günden üç gün önce vermeniz yeterli. Ro-ro’ya verirken bütün eşyalarınızı motosiklete koyabilirsiniz, güvenlik anlamında hiçbir sorun/sıkıntı yaşamazsınız. Çadırımı, uyku tulumumu, tripotumu, çantalarımı motosiklete bağlayarak, 25 Haziran günü, Pendik Limanında UND firmasından elimi kolumu sallayarak içeri girdim. Zaten sizi gördüklerinde neden orada olduğunuzu anlıyorlar. Benden evrak olarak pasaportumu istediler. Gerekli kayıtları yaptıktan sonra 185 euro bedeli kredi kartı ile ödeyebildim. Daha sonrasında motosikleti liman içinde bir muayene departmanına gönderdiler (gemiye yüklenmeden önce muayene edilmesi gerekiyormuş). Muayene alanında görevlinin yanına gittim . Dedim ki ” motosikleti gemiye vereceğim” , ”nereye gidiyorsun” dedi,”İtalya’ya gidiyorum. ” Ve son cümlesi ”hadi hayırlı yolculuklar” …

Motosikleti orada bırakabilirsiniz, güvenli bir şekilde gemiye yükleyip bağlıyorlar. Ben çok tedirgin olmuştum verdiğimde ama teslim aldığımda gördüğüm sahne beni çok rahatlattı. Benimle beraber motosikletini veren 2 kişinin motosikleti ile beraber kapalı bir alanda ve düzgünce bağlayarak taşınmıştı. Benimle beraber iki arkadaş daha motosikletlerini İtalya’ya gönderiyordu, bir ara onlarla takılsam mı acaba diye sordum kendi kendime ama sonra ”hayır!” ben bu tura yalnız gidecek ve yalnız dönecektim. Açıkçası içimde bir tedirginlik vardı. Hem ilk defa yurt dışına çıkmak hem de dil bilmemek bende bir huzursuzluk yarattı ama tüm tedirginlik ilk kamp alanına geldiğimde bitti.
Firma sizi, gemisinde gönderdiği genellikle tır ağırlıklı araç şoförleri ile birlikte özel olarak kaldırdığı bir uçakla Slovenya’nın Ljubljana kentine gönderiyor ve oradan özel otobüsle İtalya’nın Trieste Limanı’na götürüyor. Limanda uçak bileti vs. vermediler, 28 haziran sabahı Adrian Airlines’ın 05.00 uçağında ‘yeriniz ayrıldı’ dediler, ‘peki’ dedim ve eve döndüm. Bu arada yanıma nakit para ayarladım. Kredi kartı desteği alacaksanız, 400 euro nakit para oldukça yeterli oluyor.
Artık iş iyice ciddiye binmeye başlamıştı,çünkü motosikletim artık yoktu ve hayalime kavuşmuştum o motor RO-RO’ya verilmişti, artık İtalya’ya gitmesem de olurdu ..

DSC_0373
Pendik limanından tek giden ben değilim.

Bu üç gün içinde navigasyon cihazımı güncelleyip haritalarımı yükledim. Size tavsiyem eğer yalnız yapacaksanız mutlaka yanınıza yedek bir navigasyon cihazı alın çünkü, size daha sonra anlatacağım yerde navigasyonum bozulsaydı ben bitmiştim. Çünkü bir yerde navigasyonum patladı ama artık ihtiyacım yoktu.

IMG_20140626_222305 Anıl Tanrıverdi ile navigasyon güncellemesi.

 

Tarihler 28 Haziran’ı gösterdiğinde, sabah 03.00 sularında Atatürk Havalanı’na vardım. Nasıl bir heyecan tabi anlatılamaz. Adrian Airlines kontuarında sadece ismimi söyledim ve kimlik gösterdim. Benim için ayrılmış rezervasyon ile biletimi aldım ve uçağın kalkacağı kapıya gittim. Limandaki görevli arkadaş, bana havaalanına gittiğimde ‘zaten orada tır şoförlerini fark edersin, onların peşine takıl ve nereye gidiyorlarsa git’ demişti 🙂 Ben de öyle yaptım. Kapıda tam tahmin ettiğim gibi elinde tesbihi ile dolaşan tır şoförlemiz vardı.( Allah sabır versin gerçekten çok zor bir iş. )
Kapılar açıldı, ben de ufo gören masum köylü gibi peşlerine takıldım. Tahmin ettiğim gibi küçük bir uçak bizi bekliyordu. Bir ara ‘bu uçak oraya uçar mı acaba?’ dedim ama uçtu :). Merak etmeyin uçak güvenli ve jet motorluydu. Kısa bir süre camdan etrafı izleyip tedirgin tedirgin sağa sola bakıp ‘Allahım ben ne yapacağım?” sorusunu sorarken gözler kapandı ve ben uykuya daldım.

Ve Gözlerimi açtığımda Trieste’ye 94 KM uzaklıktaki  Slovenya’nın başkenti Ljubljana’dayım.

Motosiklet ile İtalya Turu Bölümleri:

Bölüm 1 ¦ Bölüm 2 ¦ Bölüm 3 ¦ Bölüm 4 ¦ Bölüm 5

  1. Samet diyor ki:

    İnanılmaz güzel bir yazı dizisi olmuş. Yakın zamanda bu çapta bir gezi düşünmüyorum ama düşündüğümde ilk bulmak isteyeceğim yazı olacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir